Türkiye

Image Hosted by ImageShack.us
SIIR - VATANSEVER PATRİOT - Blogcu



Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

WELCOME
bayrak bayrak

Get your own playlist at snapdrive.net!
UYGUR TÜRKLERİNE YAPILAN KATLİAMI KINIYORUM.

« Önceki |

7/7/2009

COĞRAFYACININ AŞKI (MÜKEMMEL ÖTESİ BİR ŞİİR)

COĞRAFYACININ AŞKI

 

   Seni ilk gördüğümde  kalbimin Çizgisel hızı arttı,gözlerimizin Ekvatoru kesişti. Senin kıta sahanlığına yaklaştım yavaşça.

   Günlerden Cumaydı, gölge boylarımızın 0 olduğu,Güneşin Yengeç Burcuna girdiği bir akşam üzeriydi, 
   Seni tanıdığım an ayaklarım yerden kesildi yerçekimi etkisini yitirdi kendimi ay yüzeyinde dans ediyormuş gibi hissetmiştim.

   Sen benim için Samanyolu galaksisinin en parlak yıldızıydın,

   Seninle ellerimizin ilk birleştiğinde vücudumun Maksimum nemi artı gözlerimin Bağıl nemi hat safhaya ulaşmıştı.

   Kalbim senin sevgine ;Büyük Sahradaki toprakların suya hasretinden daha fazla hasretti.

   İlk bakışta ,ilk dokunuşta kalbimdeki sıcaklık farkından dolayı kalbim Mekanik çözülmeye uğradığını, kendimi  hayal denizinde buharlaşıyor hissetmiştim.

   Seni görmeden önce kalbimin kıta sahanlığına kimse giremedi.  Hinterlandım o kadar dardı ki hiçbir aşka başlayamadım. Limanıma demir atan her gemi Bermuda Şeytan Üçgenine kapılmış gibi eridi gitti.

   Senin için uçsuz bucaksız Yörüngemde yaşamadığım hayaller kurmaya başlamıştım;

   Ben rüzgarın sert olduğu yiğidinin mert olduğu bozkırda (kısaca Nevşehirde) yetişmiş bir Anadolu çocuğuyum,

   Sen  eğitim seviyesi yüksek,internet kayfelerin bolca olduğu,  çarpık kentleşmenin olmadığı bir metropolde yetişmiş bir hamburger çocuğuydun.

   Seninle umumu efkarda bir izdivaç yapıp,kutuplarda grup ve şafak vaktini uzun süre seyretmek ,Dar tabanlı nüfus piramidine benzeyen bir evde Dünya nüfus artış hızına katkıda bulunmak istiyordum.

   Ya seninle Dağınık yerleşmenin görüldüğü Karadeniz’de Su parası vermeden ahşap bir evde oturacaktık,yada Nevşehir’de Toplu yerleşmenin olduğu yerde, hayatımız boyunca su parasına çalışacağımız Kerpiç bir evde oturacaktık.

   Kuracağımız evin bahçesinde  Gerçek alanın ile izdüşümü alanı arasında hiç fark olmayacaktı. 

   Ben sana stepin en nadide çiçeklerini gelinciklerini- papatyalarını yollarına serecektim.

   Sende bana ebe gümeci,çıtlık otu karışımı salatalar yapacaktın Avanos yapımı çanak çömleklerde. 

   Sabah kollarına bozkırın papatyalar kardelenler, hardallardan yapılmış çiçek buketlerini ilkbahar yağışları gibi serpecektim.

   Boy boy yetiştireceğimiz çocuklar ülkenin okur yazar oranını artıracaktı. 

   Sensiz geçen günlerimde vücudum Sibirya Y.B.etkisinde kalmış gibi Richter ölçeğine göre 7 şiddetinde depremlere maruz kalıyordu.

   Ama o peribacalı görünüşlü keven saçlı baban hayallerime Konveksiyonel yağılar gibi hayallerime kurşun oldu. Üzerimize Nimbus bulutları gibi çöktü. 

  Seninle aramıza en büyük fay hatlarını-Alp Himalaya dağlarını koysa bile Akarsular gibi en kısa yolu bulup uçan kuşla esen yelle sana kavuşacağım Sarı Papatyam.

  Seni tanıdıktan sonra hayatımdaki kelimeler sözlük anlamını yitirdi gerçek anlamını buldu. Hayatım renklendirme yöntemi ile çizilmiş haritalar kadar çekici oldu. 

 YÖRÜNGE:Hayatım

 YILDIZ :Sen

 GEZEGEN:Ben

 GÜNDÜZ :Seninle geçen anlarım,

 GECE :Sensiz geçen anım,

 GÖKTAŞI :Müstakbel Baban

 EKSEN :Yemeklerini yemeden önceki halim,

 GEOİD :Nefis yemeklerini yedikten sonraki halim,

 REJİM .Buluşma günlerimiz

 AKIM(DEBİ) :Akıttığım göz yaşlarım,

 SU BÖLÜMÜ ÇİZGİSİ:Evlerimizi ayıran sınır,

 MENDERES:Babana yakalanmamak için izlediğim yol,

 YEREL SAAT :Buluşma Anı

 AYAR BOYLAMI:Buluşma yerimiz,

 İZOHİPS  :Kader çizgilerim,

 GÜNBERİ  :Sana yaklaştığım an

 GÜN ÖTE  :Senden uzaklaştığım an

 KAKTÜS  :Müstakbel kayınvalidem

 DEVEDİKENİ :Kayınçolar

 TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ:Ölüm anı 

   Velhasıl vasiyetim tüm dostlara. Bir gün bu dünyadan göçüp gidersem bu naçiz vücudum Kimyasal Çözülme ile toprak olmadan önce köyümün Konveksiyonel yağışları ile yıkasınlar. 

 Silahımı ,kitabımı ve inadımı; Oğluma, 

 Sevgimi ;Kızıma,

 Sabrımı ,Kadınıma,

 Coğrafya sorularımı, her şeyden çok sevdiğim Öğrencilerime  bırakıyorum,

 Beni aradığında ;

 Bulutlara yükledim Özlemimi,Rüzgarlarla gönderirdim sevgimi.

 Gözlerimin ışıltısını; Sabah Tan vaktinde,

 Sesimi gece gündüz esen; Meltem rüzgarında

 Cemalimi gökyüzündeki Sirüs -Kümülüs bulutlarında görürsün.

 Bu dünyada ayrılan ellerimiz mahşerde kavuşur umarım. 

 Mahşerde seninle ;Güneş ışınlarını eğik açı ile alan, Dönenceler dışında ,Gölge boyunun 0 olmadığı,İç ve Dış Göçün yaşanmadığı ,Kişi başına düşen milli gelirin yüksek olduğu bir Cennette görüşmek dileği ile..! 

 Gül filizlendiği günden itibaren Güneşe Aşıktır. Güneş her gün batışında gülü bırakıp gitse de gül gökteki yıldızlara kanıp Güneşi asla UNUTMAYACAKTIR. 

Gölgeler düşse de yüreğinin üstüne,

Güneşini sakın söndürme,

Eğer umut yoksa yarınlar uzak kalır insana ,

UNUTMA bir sen daha yok bu dünyada. 
 
BİZLER BU DÜNYADAN GÖÇÜP GİDERKEN BAZILARININ HAYALİNİ BİLE KURAMADIĞI DÜŞÜNCELERİ YAŞAYARAK ŞEB-İ ARUZA  ULAŞTIK

 
Umut kadar beyaz,

Gökyüzü kadar Mavi,

Gözyaşı kadar Duygu dolu,

Sevgi kadar sıcak ve çok mutlu bir  hayat geçirmeniz  dileği ile...!

BAYRAM AKTÜRK COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

17/6/2007

BABA

             Baba

Sığmazsın bilirim bir kaç mısraya,
Anlatmak isterim seni dünyaya,
Acelen neydiki uçtun semaya,
Mezar'ının başında ağlarım baba,

Gururu sevgiyi senden öğrendim,
Mis gibi kokunu özledim baba,
Bu kadar genç yaşda ölmemeliydin,
Hasretin ciğerimi deliyor baba,

Bu kadar acıya nasıl dayandın,
Sabırlı olmayı öğrettin baba,
Bu koca dünyaya neden sığmadın,
Geride bıraktın bizleri baba,

Hastane yolları kaderin oldu,
Yanında biz varız üzülme baba,
O kanser illeti ecelin oldu,
Mevladan ümitler kesilmez baba,

Sen gittin kimsemiz kalmadı şimdi,
Bizi terketmeye hakkın yok baba,
Dostum dediklerin düşmandır şimdi,
İyiki namerdi görmedin baba,

Ağlarım gizlice sensiz günlerde,
Faydasız bilirim ağlamak baba,
Yaşamak isterdin sende bizlerle,
Sensizken mutsuzuz inanki baba,

Siğaran elinde kaşların çatık,
Nasılda sevdiğini gizlerdin baba,
Bir dilim ekmeğe soğanı katık,
Çayıda çok fazla severdin baba,
 

                                      Şenol Mersin

ŞAİR ARKADAŞIMA TEŞEKKÜR EDİYORUM... ARKADAŞLAR ŞU AN BİRAZ HÜZÜNLENDİM... NUR İÇİNDE YATSIN BABAMI ÖZLEDİM....ŞAİR ARKADAŞLA AYNI KADERİ PAYLAŞTIM... VE YAŞADIM

 

ŞAİR ARKADAŞIM SİTEYE GELMİŞ TEŞEKKÜR ETMİŞ. ASIL BENİM TEŞEKKÜR ETMEM LAZIM BEN ŞİİR YAZAMIYORUM. BÖYLE BİR YETENEĞİM YOK. HİSLERİME TERCÜMAN OLDUĞU İÇİN ARKADAŞIMA YÜZLERCE BİNLERCE TEŞEKKÜR EDİYORUM SAĞOLSUN VAR OLSUN.

 

28/4/2007

1400 YIL ÖNCESİNDEN GELEN E-MAİL ( ÇOK HOŞ ANLAYANA )

1400 Yıl Öncesinden Gelen E-mail

    Ey Allah (c.c.)ın kulları!

    Bugünün genç müslümanları!

    Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,

    "Bana e-mail geldi mi?" diye.

    Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.

    Mutlu oluyorsunuz,

    "Bir mailiniz var!" yazdığında.

    Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.

    Bazı mesajlar gerçekten güzel,

    Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.

    Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.

    Sadece zamanınızı alıyor.

    Derhal siliyorsunuz.

    Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,

    Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.

    Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,

    Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam’a

    Açtınız mı bu e-maili?

    Subject: Kur’an,

    "Kuşku Barındırmayan Rehber"

    Download ettiniz mi bu dosyayı?

    Kalbinize bookmark’ladınız mı?

    Hayatınızın "favoriler"ine eklediniz mi?

    Her sabahınızın "başlangıç sayfası" yaptınız mı?

    Açtıysanız bu e-maili

    Hepsini okumuş olmalısınız...

    Gönderilen elçilerin kıssalarını...

    Helak olan kavimlerin öykülerini...

    İnsanlığa mesajları,

    Günlük hayatınızın rehberini,

    Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.

    Allah’ın sizden "reply" edip,

    E-mail olarak iyi amel beklediğini.

    şimdi, her sabah uyandığınızda;

    İlk bu e-maili okuyun.

    Kur’ân’da "save" edildiği şekliyle,

    Hatırlayın ve ona göre "reply" eyleyin.

    Sevgili genç müslümanlar;

    İslamın geleceğine "enter"leyin.

 

22/4/2007

ZAP SUYU

ZAP SUYU

Karanlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol,
Dolunay azaplığında vatanımın,
Ay örgüsü saçlarına vurgun düşmüşüm,
Alın yazımıza vatan ve bayrak, şehitlik yazılmış.
En güzel türküyü kurşun söyler özüme,
Ola ki Tendürek ağıdı, Cudi, Gabar türkülerinde,
Muhabbeti bulurum bir zaman.
Şehadeti ise arslanların savaşında.
Ölümsüzlük, şehitlik, bayrak hilalinde,
Can veren, kan veren yiğitler;
Yâr gönlümüze düşende, çıktık dağların başına.
Karanlık gecede el uzattık hilale,
Vurgun yedik seher rüzgarında,
Gurbet türküleriyle selam ettik yâr diyarına,
Savaş türkülerinde kendimizi bulduk,
Vatan türküsüyle tuğ eyledik her zaman.
Kürşat baskınlarında şehadetime destur verilirken,
Tekbir-i ilahi ki bayrağımdaki iman,
Yıldız yüceliğinde vatan olası gönül,
Neylerim, neylerim sensiz acep?
Seninle gezerim Şavşat'ı, Kars'ı,
Seninle inerim Bingöl'den, Van'a,
Muş'tan el ederim Adıyaman'a,
En deli sevdaları yaşarım pusu geçerken.
Keleş sesinde yas tutarım, ölen şehitlerin ardından.
Divanesi olduğum Anadolu'yu gezerken,
Nasibim bir kurşun olup da düşersem toprağa,
Eğer, eğer toprak ana açmış ise bağrını,
Damla, damla düşüyorsa toprağa kan,
Bayraklara sarılıyorsa tabutlar,
Analar, analar ağlıyorsa yitik erlerinin ardı sıra,
Gelinler, gelinler yas tutuyorsa yiğit erlerinin ardından,
Ki Türk devleti öksüz kalacaksa eğer,
Koyver şahin misali saldırsın; İbrahimin delilerini,
Mehmetçesine, çakal sürüsüne.
Ay gökte kaldıkça, Ulu kocaların, Ak sakallıların duâ'sı üstüne olsun!

 

 

17/4/2007

OTUZBEŞ YAŞ CAHİT SITKI TARANCI

OTUZBEŞ YAŞ

Yaş otuzbeş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
Gözün yaşına bakmadan gider.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim;
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar ateş yakarmış!
Her doğan günün ayrı bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
O taht misali musalla taşında.
                                   Cahit Sıtkı TARANCI

ARTIK CAHİT SITKI TARANCI'NIN DEDİĞİ GİBİ YAŞ 35 OLDU. KİM BİLİR BUNDAN SONRA NE OLUR. TABİ ORASINI ALLAH BİLİR... 

3/4/2007

KAPIDA

Çocuğunu öyle karşıla ki;
Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin
Eşini öyle karşıla ki;
Yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin
Anneni öyle karşıla ki;
Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin
Babanı öyle karşıla ki;
Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin
Hocanı öyle karşıla ki;
Kendisini babandan ayırmadığını bilsin
Fakiri öyle karşıla ki;
Ona serdiğinden büyük bir dua sofrası sersin
Zengini öyle karşıla ki;
Gönlünü gördüğünde fakirliğine kahretsin
Akrabanı öyle karşıla ki;
Arkadaşını öyle karşıla ki;
Her biri ilk ikramın güler yüz olduğunu,
Ve misafirin gönderilmiş bir nimet olduğunu idrak etsin
Hatta günü öyle karşıla ki;
Seni gördüğü zaman senden fazla sevinip,
Gitmek bile istemesin
Ama illa eşini öyle karşıla ki;
Yanına geldiği zaman en doğru insana kavuştuğunu hissetsin
Ve mutlaka,
Ve mutlaka,
Çocuğunu öyle karşıla ki;
Eve geldiği zaman,
En doğru,
En huzurlu,
En güvenli yere geldiğini hissetsin

 

                                      Muammer Erkul

27/3/2007

DUA

Dua

Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah`ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah`ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah`ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah`ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah`ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah`ım! 

ARİF NİHAT ASYA 

20/3/2007

MEÇHUL NECİP FAZIL KISAKÜREK

MEÇHÛL
Sordular: Adresi ne?.. Çeşmeye karşı, dedim;
"Çanakkale içinde aynalı çarşı" dedim.
        NECİP FAZIL KISAKÜREK

18/3/2007

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE MEHMET AKİF ERSOY

KAHRAMAN MEHMETÇİK VE YARALI DÜŞMAN ASKERİ

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

      Mehmet Akif Ersoy

17/3/2007

ÖYLE KARŞILA Kİ

Kapıda

Çocuğunu öyle karşıla ki;
Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin

Eşini öyle karşıla ki;
Yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin

Anneni öyle karşıla ki;
Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin

Babanı öyle karşıla ki;
Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin

Hocanı öyle karşıla ki;
Kendisini babandan ayırmadığını bilsin

Fakiri öyle karşıla ki;
Ona serdiğinden büyük bir dua sofrası sersin

Zengini öyle karşıla ki;
Gönlünü gördüğünde fakirliğine kahretsin

Akrabanı öyle karşıla ki;
Arkadaşını öyle karşıla ki;
Her biri ilk ikramın güler yüz olduğunu,
Ve misafirin gönderilmiş bir nimet olduğunu idrak etsin

Hatta günü öyle karşıla ki;
Seni gördüğü zaman senden fazla sevinip,
Gitmek bile istemesin

Ama illa eşini öyle karşıla ki;
Yanına geldiği zaman en doğru insana kavuştuğunu hissetsin


Ve mutlaka,

Ve mutlaka,

Çocuğunu öyle karşıla ki;
Eve geldiği zaman,
En doğru,
En huzurlu,
En güvenli yere geldiğini hissetsin  

                                                     Muammer Erkul

BENİM HAKKIMDA

turkey

ATAM

ata

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Turk Bayrağı

YANDI YÜREKLER YANDI

şehitlerimiz

HİSTATS SAYAÇ

ONLİNE SAYAÇ

ARAMA MOTORU

ŞANLI BAYRAĞIM VE SAAT

BANNERİM

vatanseverpatriot

BANNERİMİ SİTENİZE EKLEME KODU

CODE GEOCOUNTER

ERZİNİMİN ŞEHİTLERİ

SON DAKİKA HABER


Gazeteler

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ

ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 1
ŞEHİT ÖĞRETMENLERİMİZ ANISINA 2

PEYGAMBERİMİZİN VEDA HUTBESİ

VEDA HUTBESİ

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

DÖRTYOLUN EZAN VAKTİ

İLETİŞİM KUTUSU


ULU ÇINAR

koca çınar

OSMANLI PADİŞAHLARIMIZ

TARİHTE BUGÜN

ARKADAŞIMIN ESERLERİ

zirvedeki yaşamlar gerçek yaşam öyküleri

ZİYARETÇİLERİM

MY DEAR FRİENDS

ARKADAŞLARIMIN ( MY DEAR FRİENDS) BANNERLERİ

payas eml coğrafya
payas
ibrahimyalcin1982
Laracroft chez Lalique
vakanuvis
ibrahimyalcin1982
lunatic
cografyasam
mokarta
meyraca1
avatar
meyraca2
掉了ㄧ枚密碼
made by danablu
mamila
ibrahimyalcin1982
zhp
lilyy
şiir pınarı
Image cankuşum edebiyat
aysberg
kimyacının yuvası
suppruss
lapetitesorciere
Bijuteria-Casaca
pelin
illede
şiir pınarı
supprussceyiz
Geograpy

ahmet döner
lilyum52 şekerkız
Geograpy

çocuklarda yaratıcılık
evimdesenlik
ipekyolu'nun Mekani
yurtsever birlik
karakartal
FreeCity
lilyum52 Huzuryolu 1
Blogcu ile yapıldı